Yüzüklerin Efendisi İnceleme
Yüzüklerin Efendisi filmleri hakkında ikinci bir detaylı inceleme.. Daha önce "Umut Sanat" tarafından yayınlanan bu bilgilendirici yazıyı arşivimizden çıkarıp sizlere yeniden sunuyoruz..
NEW LINE CINEMA SUNAR
WINGNUT FILMS YAPIMI
J. R. R. TOLKIEN'İN AYNI ADLI ROMANINDAN
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
YÜZÜK KARDEŞLİĞİ
YÖNETMEN
PETER JACKSON
SENARYO
FRAN WALSH
PHILIPPA BOYENS
PETER JACKSON
YAPIMCILAR
BARRIE M. OSBORNE
PETER JACKSON
FRAN WALSH
TIM SANDERS
YAPIM SORUMLULARI
MARK ORDESKY
BOB WEINSTEIN
HARVEY WEINSTEIN
ROBERT SHAYE
MICHAEL LYNNE
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ
ANDREW LESNIE, A.C.S.
YAPIM TASARIMCISI
GRANT MAJOR
KURGU
JOHN GILBERT
ORTAK YAPIMCILAR
RICK PORRAS
JAMIE SELKIRK
OYUNCULAR
ELIJAH WOOD
IAN McKELLEN
LIV TYLER
VIGGO MORTENSEN
SEAN ASTIN
CATE BLANCHETT
JOHN RHYS-DAVIES
BILLY BOYD
DOMINIC MONAGHAN
ORLANDO BLOOM
CHRISTOPHER LEE
HUGO WEAVING
AYRICA
SEAN BEAN
IAN HOLM
ANDY SERKIS
MARTON CSOKAS
CRAIG PARKER
LAWRENCE MAKOARE
İNGİLTERE KAST
JOHN HUBBARD ve AMY MacLEAN
AMERİKA KAST
VICTORIA BURROWS
YENİ ZELANDA KAST
LIZ MULLANE
AVUSTRALYA KAST
ANN ROBINSON
KOSTÜM TASARIMCILARI
NGILA DICKSON
RICHARD TAYLOR
MÜZİK
HOWARD SHORE
YARDIMCI YAPIMCI
ELLEN M. SOMERS
ÖZEL MAKYAJ, YARATIKLAR, ZIRH VE MİNYATÜRLER
RICHARD TAYLOR
GÖRSEL EFEKTLER
JIM RYGIEL
"MAY IT BE" VE "ANÍRON"
besteleyen ve seslendiren
ENYA
ALFABETİK SIRAYLA KAST
Everard Proudfoot - NOEL APPLEBY
Sam - SEAN ASTIN
Sauron - SALA BAKER
Boromir - SEAN BEAN
Galadriel - CATE BLANCHETT
Legolas - ORLANDO BLOOM
Pipin - BILLY BOYD
Celeborn - MARTON CSOKAS
Mrs. Proudfoot - MEGAN EDWARDS
Gondorian Archivist - MICHAEL ELSWORTH
Gil-Galad - MARK FERGUSON
Bilbo - IAN HOLM
Gandalf - IAN MCKELLEN
Saruman - CHRISTOPHER LEE
Lurtz - LAWRENCE MAKOARE
Witch-King - BRENT MCINTYRE
Elendil - PETER MCKENZIE
Rosie Cotton - SARAH MCLEOD
Merry - DOMINIC MONAGHAN
Aragorn - VIGGO MORTENSEN
Bounder - IAN MUNE
Haldir - CRAIG PARKER
Çiftçi Maggot - CAMERON RHODES
Gimli - JOHN RHYS-DAVIES
Gate Keper - MARTYN SANDERSON
Gollum'un Sesi - ANDY SERKIS
Isildur - HARRY SINCLAIR
Arwen - LIV TYLER
Barliman Butterbur - DAVID WEATHERLEY
Elrond - HUGO WEAVING
Frodo - ELIJAH WOOD
Şirin Hobbit Çocukları - BILLY & KATIE JACKSON
Yüzüğün Sesi - ALAN HOWARD
İÇİNDEKİLER
1 - GİRİŞ
2 - BASINDA YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
3 - YÜZÜK KARDEŞLİĞİ’NİN MÜZİĞİ
4 - RAKAMLARLA YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
5 - DUBLAJ SANATÇILARI VE DUBLAJ ÇEVİRİSİ
1- GİRİŞ
THE LORD OF THE RINGS (YÜZÜKLERİN EFENDİSİ)
BİRİNCİ BÖLÜM:
THE FELLOWSHIP OF THE RING (YÜZÜK KARDEŞLİĞİ)
J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi adlı başyapıtı dünya üzerinde birçok nesli etkilemiştir ve günümüzde de hala yeni hayranlar kazanmaktadır. Şimdi ise New
Line Cinema, iyinin kötüye karşı olan bu epik macerasını beyaz perdeye aktarıyor: “Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği “Orta Dünya’da belirsiz bir zamanda geçen, kahramanca bir arayışın hikayesi. Medeniyetin geleceği, yüzyıllardır kayıp olan “Tek Yüzük”ün kaderine bağlıdır. Ama kader yüzüğü, kendisine miras olarak kalan ve efsaneye adım atan Hobbit, Frodo Baggins’in (Elijah Wood) avuçları içine bırakır.
Orta Dünya’yı cehenneme çevirecek kadar hırslı, Karanlıklar Efendisi Lord Sauron da bu yüzüğün peşindedir. Orta Dünya’da yaşayan tüm ırklar tarafından yüzüğün Lord Sauron’un eline geçmemesi için kötülüğün kalbi Mordor’da yok edilmesine karar verilir. Bu tehlikeli görev, Frodo Baggins ve en büyük destekçisi Gandalf’ın (Ian McKellen) önderliğinde sadık Hobbit arkadaşları Sam (Sean Astin), Merry (Dominic Monaghan) ve Pippin (Billy Boyd); cesareti ile Aragorn (Viggo Mortensen) ve Boromir (Sean Bean): yeteneği ile Legolas (Orlando Bloom); gücü ile Gimli (John Rhys-Davies) tarafından gerçekleştirilecektir. Ayrıca Arwen (Liv Tyler), Galadriel (Cate Blanchett) ve Elrond (Hugo Weaving)’un yardımları ve bilgisi bu yolculuğun ne kadar tehlikeli ve önemli olduğunu gün ışığına çıkarır.
Bu efsaneyi gerçekleştirebilmek şimdiye kadar yapılmış en büyük prodüksiyonu gerektirdi. Tolkien’in yarattığı mitler, yerler ve karakterler çok görkemliydi. Ancak,
bunları hayata geçirecek sinema teknolojisine sahip olmak 40 yılı aldı. Böylesine devasa olan bu proje, çok geniş görüşlü bir deha gerektiriyordu. ‘Seçilmiş Kişi’ Peter Jackson’dı! Jackson, Tolkien’in destansı havasını tam olarak yakalayabilmek için 3 filmi aynı anda çekmeyi başardı. İki yıl boyunca Jackson ve kendini bu
projeye adamış olan yapım ekibi, Yeni Zelanda’nın muhteşem arazilerinde filmin çekimlerini gerçekleştirdiler. Sonuç bir askeri kampanyayı hatırlatan lojistik bir
operasyon uygulanmasına benziyordu. Bir sanatçı ordusu işe koyuldu: dijital dahiler, orta çağ silah uzmanları, taş oymacıları, dil uzmanları, kostümcüler, makyaj
uzmanları, demirciler ve maketçiler... Dünyaca ünlü aktörler ve binlerce figüran bu rüyayı gerçekleştirmek için bir araya geldiler.
Sonuç, ayrı zamanlarda çıkacak 3 film, devamını görmeyi bekleyemeyeceğiniz bir macera serisine dönüşecek.
2 - BASINDA "YÜZÜK KARDEŞLİĞİ"
“Yönetmen Peter Jackson mitolojik gücü, kişisel masalcı yanı ile nefes kesen Indiana Jones tarzı bir macerayı birleştirip hem sıcak hem de epik bir film yaratıyor.”
“İzleyici ve eleştirmenleri aynı anda ayağa kaldırabilecek bir kahramanlık destanı nerede bulunur? İşte... Peter Jackson'ın Yüzük Kardeşliği”
“Kardeşlik Hollywood’un 2001 destanları arasında anıt gibi yükseliyor.”
“Yılın 1 numaralı filmi”*
"Peter Travis ROLLING STONE"
“Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği, çok heyecanlı… Harika... Zafere koşan bir
film... Keyifle yapılmış bir sinema çalışması.”
“Peter Jackson, Tolkien’in klasiğine sevgi ve keyifle sarılıyor. Ve hem eski
hayranları hem de yenileri aynı şekilde ödüllendiriyor. Zeka, sanatkarlık ve bağımsız
bir şekilde körü körüne Sadakat.”
“Peter Jackson tarafından büyük bir yaratıcılıkla yönetilmiş. şekilde canlı.”
“Ancak filmlerin yaratabileceği bir sihir… Esin dolu bir kardeşlik ve sınırsız altın küpleri.”
“Gök gürültüsü gibi… Kutsanmış, mükemmel bir başlangıç.”
“Tolkien’in hiçbir sayfasını açmamış olabilirim ama gördüğüm zaman büyüyü tanırım. Her ayrıntı beni esir etti.”
"Çarpıcı, inanılmaz"
Lisa Schwarzbaum, ENTERTAINMENT WEEKLY
BEYAZ PERDEYE HÜKMEDECEK BİR YüZüK
Peter Jackson’ın hayalinin filmi...Vahşi ve yaratıcı. Büyük riski göze alıyor, gücü ve boyutu ile esin kaynağı oluyor.
David Ansen:NEWSWEEK
10 Aralık 2001 sayısı--- Önce, nereden geldiğimi söyleyeyim: ”Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği”ni görmeden önce, bir Ork ile bir Elf arasındaki farkı ya da Orta-dünya’nın neyin ortasında olduğunu bilmiyordum. Yani bu yazı size 'Tolkien-serbest Bölgesi'nden geliyor. Hiçbir önyargım olmadan Peter Jackson’un filmine gittim: Üçlemenin ilki olan "Yüzük Kardeşliği." Ama üç saat sonra üzülerek çıktım çünkü Frodo Baggins’in Kara Lord, Sauron ile savaşında neler olacağını görmek için bir yıl beklemem gerekecekti. Bir kitapçıya gidip üçlemenin ikincisi olan ”İki Kule”yi almak uygun olabilir, diye düşündüm.
BU FİLM ÇALIŞIR!...
Gerçek tutkular, gerçek duygular, gerçek terör ve büyücüler... Mucizelerin ve günahkarlığın işlendiği diğer filmlerde olmayan, elle tutulur bir şeytanilik duygusu
var. Jackson’ın filmi inanılmaz bir cesaretle, büyük riskleri göze alıyor: Teminatı, her şeyi açık yüreklilikle ortaya koymak. Aktörler birbirlerinin gözbebeklerinin içine bakıp neredeyse Shakespeare dilinde yeminler ediyorlar...Ve bu kadar inançla, kararlılıkla oynanmasa, böylesine başarılı olamazdı.
Yüzüğün hikayesini anlatan karanlık ve fırtınalı bir başlangıçtan sonra, pastoral Hobbit köyünde, kahramanımız Frodo (Elijah Wood) ve akıl hocası Büyücü Gandalf ‘la (Ian McKellen) tanışıyoruz. Hobbit köyünde, neşeyle sıçrayan minik Hobbitlerle dolu bir rönesans panayırına sürüklendiğiniz duygusuna kapılabilirsiniz. Sauron’un yüzüğünün o andaki sahibi, 111 yaşındaki Hobbit Bilbo Baggins (Ian Holm) onu Frodo’ya veriyor ve bilmeden yeğeninin hayatını tehlikeye atıyor. Tolkien’in mitolojik hikayesi hem çok basit hem de çok karmaşık: Dünyayı kötülükten kurtarmak için Frodo’nun, yüzüğün yapıldığı yere, Mordor’un ateşlerine
geri götürmesi gerekiyor... Çünkü yüzük sadece orada yok edilebilir. Bunu başarmak için Orta-Dünya ırkları yani elfler, cüceler, hobbitler, büyücüler ve insanlardan oluşan bir koalisyon kurmak zorunda kalırlar. Ancak bu kuvvet birliği, Karanlıklar Efendisi Lord Sauron’un ordularıyla savaşabilecektir... (Şimdiki dünyamızın bir yankısı olabilir mi? Eğer katılıyorsanız, bu savaş filmi fazlasıyla acil demektir.)
Frodo, Yüzük Kardeşliği’ni oluşturan bu çok ırklı 9 kişilik grubunu alıp Mordor topraklarına gidiyor.
Jackson’un kötülüğün korkusu yaklaştıkça hızlanan hayal gücü, sizi alıp taa... Orta- Dünya'nın içine sürüklüyor. Bu duyguyu, onun müthiş korku komedisi “Dead
Alive” ya da “Heavenly Creatures”ı görmüş olanlar bilir. 'Yüzük Kardeşliği'nde Frodo ve üç Hobbit arkadaşının peşine düşen kara süvarilerin ortaya çıkmasıyla, artık siz de Yüzük Kardeşliği’nin bir parçası gibi hissedecek kadar kendinizi kaptırıyorsunuz. Daha sonra çürümüş suratlı Orklar, yabani Uruk Hai savaşçıları ve Moria madenlerindeki ölümcül mağara Trolleri görülüyor. Jackson’un kamerası bir şahin gibi uçuyor, nefes kesen macera sahnelerine dalıyor. Jackson, filmin dizaynı için Tolkien kitaplarını resimleyen Alan Lee ve John Howe ile çalışmış. Peyzajlar, mimari ve kötülük saçan yaratıklar sersemletici. Ama sıra iyinin tanımına gelince, film art nouveau (Yeni Sanat) tarzını yakalamış. Cate Blanchett’in altın saçlı Elf Kraliçesi görüntüsü sanki Raphael öncesi takvim sanatı. Elf şehri Rivendell ise bir Antikacı Dükkanı havasında. Elbette, Jackson ışıktan çok karanlıktan esinlenen ilk sanatçı değil.
Olağanüstü iri gözleri, güçlü ensesi ve topraklı tırnakları ile Elijah Wood, ideal bir hobbit kahramanı olmuş ve aynı anda narin, kararlı ve ürkek kişiliği de çok iyi
yansıtmış. Jackson, toprağa kök salan bir film yapmış. Neredeyse nemli ormanların kokusunu alıyorsunuz. En tutkulu performanslardan ikisi yürekli Aragorn rolünde Viggo Mortensen ve çelişkili savaşçı Boromir rolünde Sean Bean. McKellen şakacı ve etkili Gandalf’ı oynarken, kötü yola sapan eski büyücü Saruman rolünde Christopher Lee gibi bir düşmanla boy ölçüşmek zorunda.
Film yer yer şiddet sahneleri içeriyor. Kesinlikle ucuz heyecan filmlerinden çok üstün; bizi şaşırtan derinlikte duygularla kahramanlarımızın yaşaması için mücadele
veriyoruz. Film sizi daha derine çekip duruyor. Günümüzün aşırı abartılmış aksiyon filmlerinin tersine 'Yüzük Kardeşliği' sizi sersemletmiyor. Aklınız yerinde kalıyor
ama daha fazlasına açlık duyuyorsunuz. 2001 Newsweek, Inc.
Eylül 2001, FRODO
Tom Roston :PREMIERE MAGAZINE
8 Temmuz 1999'da Elijah Wood, Frodo rolü için seçildiğinde bu bir sürpriz olmadı. “Seçilmiş kişi” için tanınmamış bir aktörün tercih edileceği daha önce gündeme getirilmişti. Fakat 20 yaşındaki Elijah Wood’u adaylar arasında görenler Yüzüklerin Efendisi'nin baş kahramanı için bu seçimin ne kadar isabetli bir seçim olduğu konusunda hemen görüş birliğine vardılar. Elijah Wood, 1.65 boyu, masmavi iri gözleri ile Genç Hollywood'un en yetenekli ve en genç aktörlerinden biri olarak, bir hobbit için ideal bir seçimdi. Yönetmen Peter Jackson da, Elijah'nın bu rolü nasıl canlandırması gerektiğini içgüdüsel olarak kavradığını belirtmiş ve şunları söylemiş: “İnanılmaz bir rol kabiliyeti var. Böyle bir yeteneği bu kadar genç bir insanda görmek mutluluk verici."
Filmle ilgili sabırsızlığa dönüşen beklenti için Wood, "Bu, kimsenin tam olarak kestiremiyeceği birşey; yaklaştıkça, daha çok korkutuyor," diyor. Wood, hayatının yarısını film setlerinde geçirmiş. Eski bir çocuk aktör olarak ender bulunan birisi: Çünkü sabahlara kadar süren partilerde kendini yıpratmıyor. Küçük ama kaliteli filmleri ticari filmlere tercih ediyor. O bizim içim ekranda devleşen bir oyuncu - magazin dergilerinde değil.
Cedar Rapids’te (Iowa) doğan Wood’u, annesi 7 yaşında modellik okuluna göndermiş. Okulla katıldığı Los Angeles’ta bir fuarda, bir menajer onunla hemen
anlaşma imzalamış. O günleri şöyle hatırlıyor Wood: "Menajer, 'Oyuncu olmak ister misin?' diye sordu bana. O yaşta hiçbir korkunuz olmuyor. Zaten herşey
eğlenceliydi. L.A.'da palmiye ağaçlarını hayatımda ilk defa görüyordum. Bir fanteziydi." Elijah, abisi Zach, kızkardeşi Hannah, ve annesi Debbie ile birlikte bir
hafta sonra L.A.'a taşınmışlar.
L.A.’a taşındıktan sonra herşey çok çabuk gelişir. TV reklamlarındaki ve Paula Abdul'ün klibindeki rollerini 1990 yapımı bir Barry Levinson filmi olan Avalon, Mel
Gibson ile oynadığı 1992 yapımı Forever Young, Macaulay Culkin ile başrollerini paylaştığı The Good Son filmlerindeki roller izler. "Macaulay iyi çocuktu" diyor Wood. Kendisi, daha o yaşlarda aynı derecede üne kavuşmadığı için de memnun. Şöyle düşünüyor: "Çocuk oyuncu olmak çok zor. Özellikle dayanacak sağlam bir temeliniz yoksa ve kim olduğunuzu tam olarak anlayamamışsanız. Ve hatta anne babaların bazen kötü etkisi oluyor." Annesinin setlere geldiğini, kendisine hep yardımcı olduğunu anlatıyor. Normal bir hayat yaşaması ve çocukluğunun tadını çıkarması için, annesinin çok çabaladığını da sözlerine ekliyor.
"Sinemaya aşığım, " diyor Wood. " Film izlemeyi de, bir filmin yapımı için gereken herşeyi de çok seviyorum. Yapımdaki her öğeye hayranım; setteki teknisyenden, ses kayıtçısına, görüntü yönetmenine kadar herşey beni çok etkiliyor. Oyunculuğu gerçekten çok seviyorum. Kendimi başka karakterlerin yerine koymak ve kendim hakkında, hayat hakkında yeni şeyler öğrenmek benim için vazgeçilemiyecek bir tutku." Arkadaşı Knowles, ona senaryosu pek de güzel olmadığı halde niye Flipper'da oynadığını sorduğunda, şöyle cevap vermiş: "Yunuslarla yüzerek 3 ay geçirecektim, bundan daha güzel ne olabilirdi ki?" Wood büyüdükçe daha farklı rollerde görüldü. 1997 yapımı Ang Lee yapımı The Ice Storm, dünyanın sonunu anlatan Deep Impact (1998), korku filmi The Faculty (1998) ve Black and White'da (2000) rol aldı.
Her filmin kendisine yeni şeyler kattığını, birçok şey öğrendiğini tekrar tekrar vurgulayan Wood, bu bir sonraki film deneyiminin (Yüzüklerin Efendisi) kendi
deyimiyle ‘Yeni Zelanda'da bir senelik yurtdışı eğitimi’ olduğunu söylüyor. "Orda insanlarla aynı amaç için yaşıyordum. O kadar çok değişik insan, değişik sanatçı
vardı ki, şaşarsınız. Kesinlikle bir öğrenim süreciydi," diye ilave ediyor.
Filmdeki rol arkadaşları Dominic Monaghan, Billy Boyd, ve Orlando Bloom ile çekim başlamadan 5 ay önce, Avustralya'ya tatile gitmişler. Daha orda filme o
kadar ısınmışlar ki birbirlerine hobbit demeye başlamışlar. "Daha birinci ayda karakterlerimize bürünmüştük. Birbirimize hobbit diyorduk çünkü gerçekten o
karakterlerin önemli özelliklerini kapmıştık. Hep beraberdik. Sette beraberdik, yemeklere beraber gittik… Beraber olmak çok hoşumuza gidiyordu." Ian
McKellen da dahil olmak üzere bir çok oyuncu bu yakınlığı 'Kardeşlik' dövmeleriyle ölümsüzleşmişler.
Eğer Yeni Zelanda Shire ise, Peter Jackson da Hobbitlerin efendisi! Çıplak ayakla dolaşmayı seven sevimli yönetmeni Wood, hem çok seviyor, hem de çok sayıyor. "Ona karşı çok büyük bir sevgim var. O kadar kibar ve iyi kalpli bir insan ki! Sessiz ama çok istekli ve azimli. Peter, çekimlerde tam bir çocuk gibiydi. Şeker
dükkanındaki mutlu bir çocuk gibi. Bazen bir anı görsel olarak canlandırır ve çok heyecanlanırdı," diyor Wood gülümseyerek. Wood ve diğer oyuncu arkadaşları Peter Jackson'a sivri kulakları ve uzun ayakları olan bir hobbit yönetmen modelini yapıp hediye etmişler.
Çocuksu sevinçler ve hayretler sete her zaman hakimmiş. Rol arkadaşı Boyd,Elijah'ya "Zaten rol yapmamıza gerek yoktu ki," diyormuş. Çünkü zaten bir
maceranın içindelermiş; yani yapma bir volkanın içinde değil, gerçek bir volkanın içinde yürümüşler. "Bu zaten bütün erkek çocukların hayali değil midir? Eline bir
kılıç alıp kötülere karşı dağlarda savaşmak…" diyormuş Boyd.
Jackson'ın detaylar üzerinde titizlikle durması, film yapımında herşeyin mükemmel olmasını sağlamış. Kostümlerin doğru olup olmadığından tutun da, kostüm
bedenlerine kadar herşeyi denetliyormuş. Wood, güne sabah 5:30'da başlayıp bir saatini ayakta, protez hobbit ayaklarının takılmasını beklemekle geçiyormuş.
Hobbitlerin daha küçük görünmesini sağlayan “Mavi Ekran” önündeki çekimler Wood'un en az hoşlandığı çekimlermiş. Mekanlardaki ve setlerdeki o heyecandan
sonra çekim planında, yarım günlük bir “Mavi Ekran” çekimini görmek bayağı canını sıkıyormuş.
22 Aralık 2000'de Yüzüklerin Efendisi ‘nin çekimi bittikten sonra, Wood, Los Angeles'a evine döndüğünde, Noel'e yetişebilmiş. Normalde Hollywood'da arkadaşlıkların bir çekim boyunca sürdüğünü düşünen Wood, Yüzüklerin Efendisi'ndeki rol arkadaşlarıyla dostluklarının süreceğini, onlarla paylaştıklarının çok
farklı olduğunu düşünüyor. "Onlar benim kardeşim gibi," diye ekliyor.
Çekimler bittiği halde içindeki hobbitliğin hala yaşadığını düşünen Wood, bunu şöyle açıklıyor: "Hobbitler saftırlar. Onlar hayata, arkadaşa, arkadaşlığa, iyi yemeğe,
iyi sohbete aşıktırlar. Yani hayat hakkındaki bütün güzel şeylere. Frodo rolünü oynamadan önce de biraz öyleydim ama sanırım şimdi bu özellikleri daha çok
taşıyorum."
Elijah Wood'un bundan sonraki planlarına gelince: Kesinlikle daha farklı, daha önce hiç yapmadığı, denemediği birşey yapmak istediğini söylüyor. "Biraz daha olgun, daha karmaşık bir “karakterli” ve tip olmayan bir rol canlandırmak istiyorum. Bu kesinlikle kendimi sınayabileceğim ve elde ettiklerimle kendimi geliştireceğim bir rol olmalı," diye sözlerini bitiriyor.
"SUNDAY TIMES"
FANTEZİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ
Yüzüklerin Efendisi adlı filmi gerçekleştirebilmek için yetenekli insanların kardeşliği gerekti. Ve kendilerini garip epik maceralarında buldular.
Yazan Brian Sibley.
Hobbit Köyündeyiz: “Bu ilginç bir kapı: Yeşil ve yuvarlak, ortasında küçük parlak sarı birtokmağı var. Bunu nerede olsa tanırım ama kapının önünde duracağımı asla
hayal edemezdim. Dünyanın öbür ucuna, Wellington, Yeni Zelanda’ya geldikten sonra burada Çıkın Çıkmazı’nda yani Hobbit Köyü’ndeyim. Herşey o kadar gerçekçi ki, Hobbit evine ilk baktığımda, Bilbo Baggins ve kuzeni Frodo’nun içeride çay içip en sevdikleri tütünle dolu pipoyu paylaşıyor olacaklarını düşünüyorum. Ama kapıyı açtığımda, içeride floresan ışıkları, matkap ve çekiç sesleri var. Set çalışanları ve dekoratörler duvarları boyayıp, parkeleri yerleştirip, tahtaları vernikleyerek aktörler Ian Holm, Elijah Wood ve sör Ian McKellen’in gelişini bekliyorlar.
Bu Tolkien’in hayali dünyasının yönetmen Peter Jackson’un gözünden yansıyan bir bölümü. Ve gerçekliği saşırtıcı. Şöminenin etrafindaki dikkatle oyulmuş saz
dekorları, kurşunlu cam pencereler ve kapının arkasına sarmaşık gibi bükülüp dolanmış, gösterişli dövme demir menteşeler. Önce Bilbo ve daha sonra da Frodo
hayatlarını değiştirecek yolculuğa bu kapıdan çıkacaklar. “Hobbit” romanında, Bilbo’nun macerası bir çocuğun, çalınmış ejderhayı arama, altın peşinde koşma
hayaliydi. Frodo’nun içine sürüklendiği umutsuz serüven ise büyük bir hazine kazanmak değil, hazine değerinde bir şeyi yok etmek içindi. Baştan çıkarıcı ve
şeytani bir güce karşı, göze alınmayacak, inanılmaz tehlikeler onu bekliyordu.
Çıkın Çıkmazı’nda Yeni Zelanda doğumlu Peter Jackson’la karşılaşıyorum. Şort ve gömlek giymiş, bir Hobbit kadar çıplak ayaklı. ”Yürürken konuşalım” diyor ve beş
dakikalık yolda, dijital animasyon ekibinin çalıştığı binaya yöneliyoruz.
Jackson için her şey bir delikanlıyken, Wellington Auckland arası 12 saatlik bir tren yolculuğunda başladı. Vakit geçirmek için bir kitap almaya karar verdi, bunu için bin sayfalık “Yüzüklerin Efendisi” kusursuz bir kitaptı. Sadece bir kaç bölüm okur okumaz genç Jackson kendini Orta-Dünyanın harikaları ve karmaşası içinde buldu. Jackson anlatıyor: “Okurken ilk düşüncem: ‘umarım biri bu kitabın filmini yapar, çünkü görmeyi gerçekten isterim’ oldu.
20 yıl bekledim ve başka kimse yapmadığı için kendim yaptım.” Bu kadar basit! Sanki aynı anda 3 film çekmek sinema tarihinde hiç görülmemiş bir olay değildi.
Sanki projenin planlama aşaması beş buçuk yıl sürmemişti, sanki 14 aydır neredeyse hiç mola vermeden çekim yapmıyordu.
“3 film arasında koşturduğum haftalar oldu” diye itiraf ediyor. “Yüzük Kardeşliği için Çıkın Çıkmazı’nda Frodo ve Gandalf’lı sahneler çekip, ikinci filme kadar
göremeyeceğiniz Kral Theoden’in kostüm tasarımlarını onaylamam ya da üçüncü filmdeki Gri Cennet’in set planlarına bakmam gerekti.” Animasyon stüdyosuna geldik ve Jackson hemen koşturmaya başladı, merdivenlerden fırlayıp labirente benzer koridorlarda kayboldu. Bugün Kardeşliğin Orklarla dolu Moria madenlerindeki mücadelesini, saldırgan mağara Trolü ile karşılaşmasını gösteren bir sahneyi izliyor. Bir kaç saniyelik görüntüler bilgisayar ekranlarında tekrar tekrar
geçerken animatörler ne yapmaya çalıştıklarını açıklıyorlar: Gölgeli cüce madenlerine hafif bir ışık sızıyor ve Troll’ün cüssesini aydınlatıyor. Bir mızrak saplandığında
korkunç canavarın tepkisinin görülmesi için. Jackson sahneyi inceliyor ve sonra animatöre hareketleri gösteriyor. “Pek akıllı değil, bu yüzden şaşırıyor.” Yönetmen
omuzlarını geriye atarak mızrağı çıkartıp bir kürdanmış gibi nasıl baktığını gösteriyor. “Yaralandı ama tepkisi şaşkınlığını da göstermeli.” Hareketleri tekrarlıyor,
animatör de onun gibi yapıyor. ”Evet, evet. İşte böyle” diyor.
Devam ediyoruz. Bu defa ikinci filmin bir sahnesindeki gelişmeyi görmek için. Orada bir Ork ordusu Helm’s Deep’i işgal etmiş. ”Bu sahneyi bitirdiğimizde” diyor
Jackson ”şu boş alan Uruk-Hai savaşçıları ile dolacak. Dijital olarak yaratılmış 10.000 kılıçlı, mızraklı ve bayraklı Ork.. Tolkien’in yazdıkları, o kadar canlı ki tarif ettiği fantastik yaratıkları ve muhteşem yerleri hemen görüyorsunuz.”
Yüksekte, dalların arasına tünemiş yüzlerce zarif ev.
Bu o inanılmaz yerlerden biri. Lothlorien Elf Cenneti. Bir sonra gideceğim yer. Rehberim Jackson’un eski arkadaşı ve ortağı Richard Taylor. Weta Workshop’u
yöneten adam. Bu çok işlevli, yetenekli birim özel efektlerin yapıldığı merkez. Uzun boylu ve gözlüklü Taylor çok keyifli. “Biz Weta’dakiler için Yüzüklerin
Efendisi bir keşif macerasıydı. Yapılması gereken çeşitli işlerle yüzleşmek, zaten sahip olduğumuz yeteneklere uyum sağlamaktı. Ve sonra gün be gün, adım adım
yeni disiplinleri öğrenip uzmanlaşmak.” Ve tabii bir kaç büyük orduya eşit malzeme sağlamak (900 zırhlı giysi ve 2000 silah) Weta protez Elf kulakları, büyücü burunları ve 1600 çift kıllı Hobbit ayağı imal etti. “Tıpkı Orta Çağdaki gibi bizim için açık ateşte kılıç yapan bir demirci çalıştı. Her şeyi el işçiliği ile krallara layık deri zırhlar yaptık. Çapulcu Orklar için binlerce kaba vücut giysisi ve elbette film için minyatür modeller yaptık. Minyatür” bunun için uygun kelime değil, diyor Taylor. “Bazı modellerimiz minyatürden büyük.” Aslında Lothlorien o kadar büyük ki iki parça halinde. Üst ve alt. Ses sahnesinin bir ucunda devasa ağaç gövdeleri var. Yaklaşık 20 feet ya da daha yüksek, ve sonra birden budanmış gibi kesiliyorlar. Diğer uçta ise ağaçların üst tarafı var. Gümüş kabukları elektrikle yaratılmış yumuşak gri mavi gökyüzünde sisli bir etki oluşturuyor. Oyma sütunlarla süslü minik geçitlerin altında, ağaçların gövdelerine sarılmış basamaklar var. Yüksekte, dalların arasında, büyülü ışıklarla uygun şekilde aydınlatılmış çok ince bir zevk ürünü, yapraklarla kaplı (milyonlarca sayıda bu yapraklar mevsim değişimini göstermek için sarıya boyanmış.) yüzlerce zarif küçük ev görülüyor.
Tam Lothlorien’den ayrılmak üzereyken Richard Taylor durup ağaç kökleri arasındaki çimenleri gösteriyor. ”Kurutulmuş hindistancevizi” diyor. “Sprey boya ile
yeşile boyandı” 2003 yılında gösterime girecek olan üçüncü filmin Hüküm Dağındaki lav patlamalarını çeken ekibin yanından geçiyoruz. Ve Sauron’un kalesi muhtesem Barad-dur’un yanından yürüyoruz. Vahşi ve lanetli yapı depo tavanının neredeyse üstüne kadar yükseliyor.
“Orta Dünya yapılarının inanılmaz yanı etkileyici boyutları.” diyor, Taylor. “Modelimiz 1/76 ölçeğinde ve 27 feet yükseklikte. Gerçekte Karanlık Kule muhteşem bir şey olmalıydı. Belki bir kilometre yükseklikte.” Gerçeğin kullanılışını asla sorgulayıp küçümsemeyin,.Weta’daki insanlar böyle düşünüyor. Peter Jackson böyle düşünüyor. ”Başlangıçtan beri”diyor Taylor “Peter bir fantezi filmi değil de gerçeğe olabildiğince yakın fantastik bir hikaye olduğu konusunda ısrarlıydı.” Bu yüzden bu kadar çok sahne inanılmaz, nefes kesen manzaralar kullanılarak çekildi.
Filmde yer alan herkesin söyleyeceği gibi Yeni Zelanda Orta Dünya’nın ta kendisi.. Düzinelerce şirin Hobbit deliğiyle Habbitköyü yarattığımız Hamilton yakınındaki
çiftlik topraklarından, Hüküm Dağı olarak kullanılan canlı volkan Ruapehu’nun yamaçlarına kadar.
Çıkın Çıkmazı setinde tekrar yakaladığımda Jackson şöyle diyor: “Tolkien bu kitabı, karanlık çağlarda varolmus, sonra tamamen unutulmuş mitolojik Avrupa’nın
tarih öncesi tarifi gibi yazmış. Ben de filmi hafifçe gerçek üstü topraklarda yapmak istedim. Yeni Zelanda bunu tam olarak sunuyor.” Uzun beyaz sakalı ve büyücü şapkasıyla Gandalf olarak sete geldiğinde Ian McKellen’de aynı görüşü paylaştı: “Burada topraklar hem tanıdık hem değil. Yağmurla oluşmuşlar.-Tıpkı Tolkien’in Oxfordshire’ı gibi- ama bitki örtüsü farklı, havası daha açık dağlar çok daha keskin hatlı gibi, her şeyde inanılmaz muhteşem bir vahşilik var.”
Yönetmen bir çekim icin hazır. Gandalf Bilbo’nun çalışma odasına giriyor, masadan bir harita alıyor ve inceliyor. Kirli, yırtık pırtık harita, bir dağı ve bir ejderhayı
gösteriyor. Bilbo’nun macerasının haritası. Frodo’nun alıntı yaptığı Bilbo’nun bir sözünü anımsadım. “Kapının dışında tehlikeli şeyler var, çünkü yollar nehirler gibidir,
bir kez adım atınca seni nereye götüreceğini bilemezsin.” Jackson’a çekim arasında söylediğim bir şey. Bu yola koyulduğunda nelerle karşılaşacağını bilebilir miydi?
Gülümseyip kafasını salladı. “Asla. Ama Tolkien’in karakterlerinin maceralarıyla bu filmin yapımı arasında bir paralellik var.”
EN İYİ ZAMANLAR – EN KÖTÜ ZAMANLAR
DOMINIC MONAGHAN 24 yaşında, Yüzüklerin Efendisi’nde Hobbit Merry
karakterini canlandırıyor. Yeni Zelanda’da 18 ay süren çekimler onun için güzel
bir maceraydı.. Makyajın yüzüne ve ayaklarına verdiği zarara rağmen.
Böyle inanılmaz bir projede yer alıp da olayın çekiciliğine kapılmamak mümkün
değil.Günlük çalışmamız bitince sette kalır, atmosferi içimize çekerdik.Kimse
kendini soyutlamıyordu. Serüvendeki kardeşliği yaşamımızda da sürdürüp,
olabildiğince beraber vakit geçiriyorduk. Bir sürü şey yaptık...sörf...at binme..
bungee-jumping. Arkadaşlık harikaydı. Kardeş olduk. Hayatımın en güzel
deneyimiydi...Herhalde kariyerim ve kişiliğimi yaptığım her şeyden daha fazla
etkiledi.
“HOBBİT KİMLİĞİNDE ÇOK RAHATTIM...PERUK VE KOSTÜMÜMLE
UYUYABİLİRDİM.”
Yeni Zelanda öylesine sağlıklı bir ülke ki, bana açık havayı ve bohem tarzı
yaşamı sevdirdi. Londra’da yaşamaktan çok daha heyecanlıydı. Hep çok enerjik
biri oldum –hala öyleyim- ama eskiden bu daha saldırgan, daha manik bir
şekilde ortaya çıkardı. Hep koşturan, asla yerinde duramayan, daima bir sonraki
şeyi yakalamaya çalışan bir “Tazmanya Canavarı” gibiydim. Şimdi çok daha
filozof, çok daha sakinim. Beni kesinlikle rahatlattı.
Birkaç kez sıla hasreti duydum...Çok sıkı çalışıyorduk, günler çok uzundu ve
ailemi çok özlemiştim. Annem kendi parfümünden sıktığı şirin oyuncak bir
köpek yolladı bana, açtığımda evin kokusunu aldım ve kendimi çok daha iyi
hissettim.
Ama yaşanan güzellikler zorluklardan daha fazlaydı. Bir defasında kiralık uçakla
fırtınaya yakalanıp geri dönmek zorunda kaldık. Acil iniş yaptık ve arabayla yağmur
altında beş saat yol aldık. Bitkin bir halde döndük. Ama bunlar gerçek maceraydı,
hayatınızın sonuna kadar hatırlayacağınız şeyler.
Çekimlerin ilk haftalarında basın Hobbit’lerin fotoğraflarını çekmek için çırpınıyordu.
O yüzden sete iyice sarılıp sarmalanmış halde arabalara tıkılarak götürülüyorduk.
Biz Hobbit’lerin kocaman kıllı ayakları, sivri kulakları ve perukları vardı. Ayaklar
lateksten yapılmıştı ve uygulanması her gün bir buçuk saat sürüyordu. İçleri tutkal
doluydu...ayağınızı soktuğunuzda dondurucu soğuk ve kesinlikle can sıkıcıydı.
Bu çok dar ayakkabının içinde sıkışıyordunuz, parmaklarınız ucuna değiyor,
hatta biraz da kıvrılıyordu...Günün sonunda bayağı acı vericiydi. Koşarken takılıp
yuvarlanıyordunuz, parmaklarınız burkuluyordu, bereler, kesikler oluyordu.
Ayaklarım mahvoldu. Tutkal yüzünden her gün tıraş edilmeleri gerekiyordu. Şimdi
oldukça kıllı, yara izleriyle dolu ve korkunç haldeler. Her günün sonunda alkole
bulanmış metal fırçalar sokarak tutkalı çözüyor, ayakları çıkartıp küçük parçalara
ayırıyorlardı...insanlar yine de çöp bidonlarından çalmaya uğraşıyordu.
Hobbit’lerin temiz, lekesiz yüzleri, çocuksu bir görünüşleri var. Yani sakallı
dolaşmamıza izin yoktu. Sabah dörde on kala kalkıyorduk, yüzümüzün temizlenmesi
gerekiyordu, çünkü bir gün önce ya ata binmiştik, ya güneşten yanmıştık, ya da
yüzümüz sahte kana bulanmıştı.
Öğleden sonra makyaj ekibi kontrole geliyor ve tekrar tıraş oluyorduk. Sürekli traş
cildimi öldürdü.
Yönetmen Peter Jackson rol için şişmanlamamı istedi. Ama ben Merry’nin çevik
olmasını istiyordum ve şişmanlığı giysilerle sağladım. Önce fena halde terleten
köpükten bir giysi, onun üstüne pantolon, yelek, pelerin ve kapüşon. Su kaybını
önlemek için her gün üç litre su içmem gerekti. Spor salonuna giderek, kano
yaparak, ata binerek form tuttuk. Sıcak bir ormanın ortasında 10 saat koşturmak
yorucu oluyordu ama sonuçta sadece eğlenen gençlerdik.
Dövüş sahnelerinin gerçek gibi olması için çok uğraştılar. Bazen Ork’larla
savaşıyorduk, bazen goril benzeri Uruk Hai’lerle, bazen de normal fillerin dört katı
büyüklükte hayvanlarla. Eğer provada belli bir zamanda saklanmanız gerekiyorsa,
yapsanız iyi olur, aksi halde biri kılıçla üstünüze saldıracaktır. Bir kez, sahte balta
başıma geldi. Dizlerimin üstündeydim. Çok erken harekete geçmiş olacağım ki balta
beni yere yapıştırdı...Yeterli bir uyarıydı.
Sette hep keyifli olmamız bekleniyordu. Bu sonuçta yorucu olabiliyor. Ama
Hobbit olmaktan çok mutluyum. Çok olumlu, atılgan, kendine güvenliler. Duyguları
yoğun ve göstermekten çekinmiyorlar. Ağlamak isterlerse ağlıyor, gülmek isterlerse
gülüyorlar. Yemeyi, içmeyi, tütünü seviyorlar, arkadaşlarıyla iyi vakit geçirmeyi de.
Hayattan gerçekten zevk alıyorlar. Boyları minicik ama bu Hobbit’ler için sorun değil.
Bence harika. Onların dünyasında önemli olan iç güzelliği.
Hobbit olmaya çok alıştım...bazen yere uzanıp peruğumla kendi saçımmış gibi
oynardım. Bir partiye kostümsüz gitsem “Selam...Ha,sensin” diyen biri çıkardı.
Oldukça garipti. Hobbit olarak rahattık. Peruk ve kostümlerimizle uyumaya
alışmıştık.
Çekimlerin sonunda şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: “Bu kostümü size geri
vermek istemiyorum. O benim.” Saklayamadığım için üzgünüm, çocuklarım
olursa onlara göstermek isterdim. Herhalde müzeye konacak. Ama bir çift ayak
almayı başardım. İzin yok ama...canları cehenneme. Parçalanıp atılması haksızlıktı.
Çekimlerin tamamlanması üzücü oldu. Haftada 7 gün, günde 24 saat bir arada
yaşadığınız insanlardan ayrılmak acı. Çok iyi dost olmuştuk. Ama asla bitmedi.
Onlarla her zaman konuşuyorum.
3 - YÜZÜK KARDEŞLİĞİ MÜZİĞİ
Peter Jackson, Yüzüklerin Efendisi'nin müziğini yaparken özellikle belirli bir
tarihi zamanı anımsatmayan evrensel bir müzik bestelenmesi fikrini benimsemişti.
Tolkien'in edebi eserlerinde müziğin ve şarkıların etkisini çok iyi bilen Jackson ve
Fran Walsh, Tolkien'in dünyasını en iyi yansıtacak müziği yaratmak için Howard
Shore ile çok yakın çalıştılar.
Shore, "Yüzük Kardeşliği"nin iki saatlik orijinal müziğini yaratmak için 6
hafta boyunca 96 parçadan oluşan Londra Filarmoni Orkestra ile çok yoğun,
durmaksızın çalıştı. Ayrıca Tery Edwards tarafından yönetilen 60 kadın ve erkekten
oluşan "Londra'nın Sesleri" korosuyla çalıştı.
Orta-dünya'daki farklı medeniyetlerin herbiri için farklı vokal ve enstrümantal
öğeler yaratmak için Shore birkaç tane egzotik enstrüman kullandı. Mesela Yüzük
Tayflarının olduğu bir sahne için Kuzey Afrika'ya has Raita enstrümanını kullandı.
Soundtrack albümdeki iki parça, uzun süredir üçlemenin hayranı olan, başarılı sanatçı
Enya'ya ait. Enya'nın müziğinin hayranı olan Jackson, onu Yeni Zelanda'ya filmin
çekilen kısımlarını izlemeye davet etti. Enya'nın albümdeki parçaları, Arwen ve
Aragorn'un bulunduğu bir bölümde dinleyeceğimiz "Aniron" ve filmin bitminde
dinleyeceğimiz "May It Be".
Balet Plak tarafından dağıtımı gerçekleştirilecek albümü çok yakında müzik
marketlerde bulabilirsiniz.
ENYA:
90'lı yılların en tanınmış kadın sanatçılarında biri olan Enya bugüne kadar dünya
çapında 50 milyon albüm satmıştır. 1988 yılında Watermark albümü ile büyük bir
çıkış yapan Enya bu albümünden 10 milyon adet satmıştır. Bir sonraki albümü
Shepherd Moons da çok başarılı olaral 11 milyon satış yapmıştır. 4 kez Grammy
Ödüllerine aday gösterilen sanatçı 1992 yılında Shepherd Moons ve 1996 yılında The
Memory of Trees ile En İyi New Age Albümü ödülünü kazanmıştır. 1997 yılında
çıkardığı 'Best of' albümü Paint The Sky With Stars başlığı ile iki yeni parça içermekte
olup 8.5 milyon satarak toplam albüm satışlarını 44 milyona çıkarmıştır. Enya'nın
müziği, bir BBC televizyon serisi olan The Celts'te zirveye ulaşmıştır. Ayrıca
Enya'nın müziği L.A. Story, Green Card (Andie McDowell&Gerard Depardue),
Far and Away (Tom Cruise&Nicole Kidman) ve Martin Scorsese filmi The Age of
Innocence filmlerini süslemiştir. Dünyanın en başarılı kadın sanatçılarından biri olan
Enya, 5 yıl aradan sonra Only Time adlı single'ı ve A Day Without Rain adlı albümünü
hayranlarının beğenisine sunuyor.
4 - RAKAMLARLA YÜZÜKLERIN EFENDISI
100 000 000 kişi bu üçlemeyi okudu.
250 000 ipek yaprak Hobbit Köyündeki ağaca yerleştirildi.
90 000 adet fotoğraf sette çekildi.
48 000 adet kılıç, kılıf, kalkan vb. yapıldı.
20 602 figüran filmde rol aldı.
15 000 adet kostüm dikildi.
7 000 yıl önce Orta-Dünya’nın varolduğu söyleniyor.
5 000 metre küp özel sebze ve çiçek Hobbit Köyü için yetiştirildi.
2 400 kişi ekipte çalıştı.
1 600 çift protez Hobbit ayağı kullanıldı.
1 460 adet yumurta kahvaltıda ekibe verildi.
900 adet el yapımı zırh üretildi.
550 saat kamera arkası görüntüsü çekildi.
400 sayfalık senaryo yazıldı.
350 adet set kuruldu.
300 el yapımı peruk hazırlandı.
274 gün çekim yapıldı.
250 at bir planda kullanıldı.
200 Ork maskesi üretildi.
180 sanatçı bilgisayar efektleri üzerinde çalıştı.
114 repliği olan rol yer aldı.
100 üzerinde değişik mekan kullanıldı.
70 özel eğitimli at kullanıldı.
68 minyatür set hazırlandı.
42 terzi, tasarımcı, nakışcı ve mücevherci çalıştı.
40 dile çevrildi.
30 oyuncu Elfçe ve diğer dillerin eğitimini aldı.
7 yıl boyunca yönetmen/yazar/yapımcı Peter Jackson bu proje üzerinde çalıştı.
3 film aynı anda sinema tarihinde ilk defa çekildi
BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?
Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin çekimleri için 1600 çiftten fazla değişik biçim
ve boylarda protez ayak ve kulak yapıldı. Her günün sonunda yırtılarak çıkarılan
ayaklar bir defadan fazla kullanılamıyordu. Gerekli sayıda üretebilmek için özel
bir köpük lateks fırını günde 24 saat, haftada 7 gün çalıştırıldı. Ayakların iyi
oturması için kullanılan tutkala yapışmasın diye oyuncular parmaklarındaki
tüyleri tıraş etmek zorunda kaldılar. Günlük çekimler sonunda ıskartaya çıkan
ve çifti yüzlerce pound değerindeki ayaklar çalınmalarını önlemek için ince ince
kıyılıyordu.
Türkiye’de Orijinal Altyazılı ve Türkçe Seslendirilmiş Olarak Gösterime Giriyor
Merakla beklenen film 47 sinemada orijinal altyazılı, 28 sinemada Türkçe seslendirilmiş olarak sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Filmin çevirisi, kitabın da çevirisini yapan Çiğdem Erkal İpek tarafından büyük bir özenle gerçekleştirildi. Filmin seslendirmesi için belirlenen seslendirme sanatçıları, Peter Jackson tarafından bizzat tek tek dinlenip onaylandı. Filmin seslendirilmesine yönelik çalışmaları başlatan ilk dağıtım kuruluşu olarak Umut Sanat’a Peter Jackson ve yapım ekibi tarafından özel olarak teşekkür edildi. Seslendirme çalışmaları İmaj Stüdyolarında gerçekleştirilen filmde aşağıdaki seslendirme sanatçıları rol aldı.
5 -KARAKTERLER VE SESLENDIRME SANATÇILARI
FRODO - Emrah Özertem
SAM - Engin Alkan
MERRY - Volkan Severcan
PIPPIN - Yekta Kopan
BILBO - Erol Günaydın
GANDALF - Istemi Betil
ARAGORN - Boğaçhan Sözmen
GIMLI - Ender Yiğit
LEGOLAS - Murat Şen
BOROMIR - Uğur Polat
ARWEN - Ayça Bingöl
SARUMAN - Mazlum Kiper
ELROND - Ali Düşenkalkar
GALADRIEL - Özden Ayyıldız
CELEBORN - Ali Gül
HALDIR - Ali Ekber Diribaş
DUBLAJ YÖNETMENLERİ
Volkan Severcan
Ayhan Kahya
Kaynak : "Umut Sanat"
Tekyuzuk.com Arşiv
Okunma 831 kere
Yayınlandığı yer
Yüzüklerin Efendisi Hakkında
Yazar İsim: Sauron
Mail: sauron@tekyuzuk.com
Son eklenenler Sauron
Yorum yazmak için lütfen üye olunuz




